‘’DEĞİL Mİ?’’ Thomas Bernhard: Röportaj (1984) Çeviri: Matthias Kyska


Not: Bu röportaj 1984 yılında bir video röportajın yazıya geçirilmiş halidir.


Muhabir: Sizinle röportaj yapabilir miyiz?

Thomas Bernhard: Hayır.

Muhabir: Neden peki?

T.B: Bilmem.

Muhabir: Bilmiyor musunuz?

T.B: Hayır.

.

.

.

Muhabir: Nefes adlı kitapta yaşamaya karar verdiğinizi anlatıyorsunuz. İstediğiniz hayat bu mu?

T.B: Nasıl? Belki.

Belki mi?

.

Muhabir: Çok güzel bir çiftliğiniz var.

T.B: Bunu nereden biliyorsunuz?

Muhabir: Çiftliğin size ait olduğunu mu? Dışarıdan bile çok güzel görünüyor.

T.B: Nasıl?

Muhabir: Tek başınıza mı yaptınız?

T.B: İçeriden de güzel gözüküyordur değil mi?

Muhabir: Evet. İçeriyi görebilir miyiz?

T.B: Hayır.

.

.

.

.

Muhabir: Bu aralar yeni bir oyun yazıyormuşsunuz.

T.B: Olabilir.

Muhabir: Olabilir mi?

T.B: Her soruya sadece ‘’olabilir’’ diye cevap verebilirim. Ne kadar kalacaksınız?

Muhabir: Bugün mü?

T.B: Evet.

Muhabir: Akşama kadar muhtemelen.

T.B: Saat 5’te olabilir, uygun mudur?

Muhabir: Bekleriz.

T.B: Kimseyi rahatsız etmeyin.

.

.

.



Muhabir: Otobiyografik üçlemede kendiniz hakkında çok şey anlattınız. 

T.B: Aslında bana çok gibi gelmiyor. Sizce çok mu anlattım?

Muhabir: Bence çok.

T.B: İlginç, bana öyle gelmiyor.

Muhabir: Neden bu kadar münzevi bir hayat yaşıyorsunuz?

T.B: Münzevi bir hayat yaşamıyorum ki?

Muhabir: Öyle mi?

T.B: Evet.

Muhabir: Çok büyük bir ev bu, yani bir kişi…

T.B: Bir kişi için mi?

Muhabir: Evet.

T.B: Olabilir, ama böyle oldu.

T.B: Ben burada yaşamasaydım bu ev hiç olmazdı, değil mi? Çünkü bir harabeydi, değil mi? Herkes reddetti bu evi. Buraya taşınan bir tek ben oldum. Değil mi?

Ayrıca yıllardır misafirlerim oldu. Çok fazla emekçi ve misafir gidip geliyordu, değil mi? Bugünse farklı insanlar ve hayvanlar geliyor. 

Muhabir: Hatırladığım kadarıyla bir yerde yalnızlığın sizin için, nasıl denir bir yazma aracı olduğunu söylemiştiniz. Tam olarak nasıl oluyor bu?

T.B: Ne zaman bir şeyler yazacak olsak bazı araçlara ihtiyacımız olur, değil mi?  Yalnızlık olabilir bu, ya da bir ağaç. Ya da ne bileyim, gübre yığını veya insan. Bir şeylere odaklanıyoruz. Ancak sonunda, neredeyse her zaman kendimize odaklanıyoruz, değil mi? Diğer türlüsü saçmalık olur zaten.

Benimle zor oluyor değil mi?

Muhabir: Evet, zorluk şu ki aslında hiç sorum yok.

T.B: Sadece kısa cevaplar verebiliyorum. Hemen kestirip atıyorum, değil mi?

T.B: Yani, bir devamı yok değil mi? Birinin kısa bir soru sorması ilginç olurdu, değil mi? Elbette soranlar için çok ilginç olurdu bu.



T.B: Tutarsızlıktır bu.

Raportörü sinirlendirir veya memnun etmez.

Ama elimden başka bir şey gelmez.

Muhabir: Fakat bu, aynı zamanda bir tür protesto gibi…

T.B: Hayır, protesto yok bende. Hiçbir şeyi protesto etmiyorum.

Muhabir: Hiçbir şeyi mi?

T.B: Hiçbir şeyi.

Muhabir: Her şeye razı mı geliyorsunuz?

T.B: Her şeyden tamamen memnunum.


Muhabir: O zaman neden yazıyorsunuz? 

T.B: Nasıl?

Muhabir: O zaman neden yazıyorsunuz?

T.B: Bilmem. Muhtemelen kendimden çok memnun olduğum için ve her şeyden çok mutlu olduğum için. Kelimenin tam anlamıyla. Baştan aşağı mutluyum. Sol elden sağ ele kadar. Bir haç gibi. En güzel yanı da bu. Katolik bir varlıktır. 

Muhabir: Mutlu insan?

T.B: Tabii ki.  Buna inanmıyor musunuz? Benim gibi inançlı bir insan değil misin?

Muhabir: Yani, hayır değilim.