I
Nehrin ortasında, sandalın üzerindesin.
Dalgalar eşit hiza boyunca geliyor, hafif hafif sarsıyor.
Güneş tam ortasına vuruyor,
Tuttuğun balıkları yarım ay şeklinde aydınlatıyor.
Kara senin için ne anlam ifade ediyor?
Ev, aile, çocuk, sevişmek, ağaçlar, çiçekler, hayvanlar, kediler, en çok kediler ve sevişmek.
II
Kedi balığa patisinin ucuyla vuruyor. Balık canlı, kıpraşıyor yerinde.
Kedi bunu bir oyun sanıyor, diğer balıklara da aynısını yapıyor.
Diğerleri ölü, aynı tadı vermemiş olsa gerek bırakıyor.
Yavaş yavaş sandalını karaya yaklaştırıyorsun. Gece oluyor, biliyorsun, bilmelisin.
Bu nehrin gecesi feci olur, buz tutar, sandal alabora olur.
III
İstasyon görevlisinden biletini alıyorsun.
‘’Amma tutmuşsun bu sefer.’’
‘’Geçen hafta verdiklerine bayıldık, kızartması lezizdi.’’ Duruyor başka bir soru soruyor bu sefer.
‘’Hep soracağım soracağım, yarıda kalıyor. Nasıl tutuyorsun o balıkları? Benim bildiğim burada ne nehir var ne deniz. Tek su parçası bile yok.’’
IV
Kompartmana giriyorsun. Bir iki durak ilerliyor tren. İnsanlar geçip gidiyor, köyler, evler, kerpiç evler. Tilkiler, geyikler, yaban domuzları. Tekrar evler ve kerpiç evler. Ve bir kale.
‘’Selçuklu kalesi. Bilir misin, duvarının her bölgesinde rünler var.’’
‘’Bu rünler ne anlama gelir bilir misin?’’
Kafanı sallıyorsun olumsuzca.
‘’Her ustanın kendi payına düşen kısım. Ustanın taşları belli olsun diye yapmışlar.’’
‘’Çok güzel bir kaledir. Tepesine çıkıp, şöyle bir etrafına bakınca ne derdin kalıyor ne de tasan.’’
V
Dalga vuruyor sandalına. Uyanıyorsun. Önce garipsiyorsun, sonra suyundan içip, nehre tükürüğünü saçıyorsun. Tuttuğun balıklara bakıyor, suyun içinde çırpınışlarına şahit oluyorsun.
Hepsini suya salıyorsun. Büyük bir balık gelip, saldığın tüm balıkları teker teker yutuyor.
Otuz iki diş gülümsüyorsun. Tahtanın üzerine oturup, koca nehrin ortasında etrafını izliyorsun.
‘’Bilir misin, o kaleyi.’’ Diyor öteki.
‘’Bilirim, rünlerini de bilirim. Ustasını da bilirim. Hatta tepesinde derdinin kalmadığını da.’’
Gülümsüyorsunuz birbirinize.
‘’Karayı özledin mi?’’
‘’Bilmem ki, benim ömrüm hep burada geçti. Ben burada doğdum. Kara bana çok uzak.’’
‘’Peki ya sevişmeyi?’’
Büyük bir dalga geliyor uzaktan.
‘’Şimdi istediğin oluyor. Kara bize gözüktü.’’
Öteki ve sen birbirinize bakıp kaleye doğru sürükleniyorsunuz.